Şems-i Tebrizi Sözleri

Anladım ki insanlar; Susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysa ki; biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar!

Mal, bir çok kimsenin kıblesidir. Yolcular onu feda ettiler, dünyaya tapanlara göre bir pul, tatlı canlarından daha değerlidir. Sanırsın onların canı yoktur, eğer canları olsaydı nazarlarında mal canlarından daha değerli olmazdı.

Bana göre aşık öyle olmalı ki, şöyle bir kalkınca, her tarafı ateşler sarsın; her tarafta kıyametler kopsun.

Ey Gönül! Şimdi sorarım sana, hangi Aşk daha büyüktür? Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi?

Her şey çok olunca ucuzlar; Edep bunun aksinedir, o çoğaldıkça değeri artar.

Ne kadar okursan oku bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.

Aşk; ‘Her şeyi senin için var ettim’ diyen Rabb’e; ‘Her şeyi senin için terk ettim!’ diyebilmektir.

Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yarimden de.

Şaşarım seven insan nasıl uyur? Aşıka her türlü uyku haramdır.

Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca. Dağ bile taşır İnsan âşık olunca!

Bazen, akışına bırakmak gerekir, yaprakları, suyu, mevsimleri, olayları ve insanları Ve bekleyip görmek gerekir sonuçları.

Sende o var bu var, falan dedi var, falan anlattı var, peki sende senden ne var Mevlana?

İnsanlar maşuk aramıyor, bencil duygularına köle arıyor. Köle buluyor ama aşkı bulamıyor.

Gel bakalım ateşle nasıl oynanır göstereyim. Gör bakalım ateş mi seni yakar, sen mi ateşi?

Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun. Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?

İnsanoğlunun edepten nasibi yoksa, insan değildir. İnsan ile hayvan arasını ayıran edeptir.

Altın olsam; Değerimi herkes bilir. Ben basit bir demir olayım. Değerimi sadece anlayan bilsin!

Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmeyeceksin! Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin.

Başkalarından bekliyorsan ilgi, saygı ve önemsenme; dur ve sor, ben bunları kendime ne kadar veriyorum diye.

Kaç aşk eleğinden geçmem lazım, yedi deryayı bir yudumda içmek için?

Elalem şarap içer sarhoş olur, biz aşk ehliyiz, içmeden sarhoş olmuşuz.

Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.

İmtihan bu ya. Balığın gönlü, çöle vurulur.

Kadın; bilene “nefes”, bilmeyene “nefs”tir.

Alimken arif oldun peki aşık olmaya namzet misin?

Dostluk gül olmaktır, yaprağı ile de, dikeni ile de.

Hayatta her şey olabilirsin; Fakat önemli olan hayatın içinde “İNSAN” olabilmektir.

Gül, her gönlün mürşididir; kimini kokusuyla şad eder; kimini de dikeniyle irşad eder.

Sen ol da; ister ‘yar’ ol, ister ‘yara’. Lütfun da başım üstüne, kahrın da.

Ey sevgili! Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi, taşıyabilir miydin acaba bendeki seni.

Bir an bekle, arkana dön ve unuttuklarını anımsa, kaybettiysen ara, kırdıysan af dile, kırıldıysan affet çünkü hayat çok kısa.

İşin Allah’a kalmışsa, olmuş bil!

Aşk nasip işidir, hesap işi değil.

Senin gönlün değişirse, dünya değişir.

Kapımıza değil, kalbimize vuran buyursun!

Dağı bile taşır, insan âşık olup inanınca.

İlim üç şeydir: Zikreden dil, şükreden kalp, sabreden beden.

Sen nasıl bir pınarsın Mevlana’m, içtikçe daha çok susadığım.

Her şey insanoğluna feda iken, insanoğlu ise kendine cefa olmuştur.

Ey aşk! Sen öyle bir kişisin ki, dünya tokları, senin vuslatının açlarıdır.

Bazen arkasına dönüp bakması gerekir insanın; Nerden geldiğini unutmaması için.

Bil ki güneşe bakmaya cesareti olmayan gölgede kalmaya, gölgeyi ışık sanmaya mahkumdur.

Söylediklerimin hepsinden vazgeçtim, pişman oldum. Çünkü ne sözde mana, ne de mana da söz kaldı.

Bir kişi Allah’tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa Allah da onu başkasına muhtaç etmez.

Eğer Allah seni bana yazmışsa, benden kaçışın yok! Lakin kader seni benden almışsa, ağlamaya lüzum yok.

Sözler hakikat değildir, ağızdan çıkan seslerdir. Hakikati öğrenmek için söze değil yaşamaya ihtiyaç vardır.